|
|
|
|
| ||||||
|
|
|||||||||
|
Istanbul Zurich Geneve
T +90 212 272 77 72 F +90 212 272 78 48
|
|
||||||||
|
|
KÜTAHYA-AFYON-KARAMAN-KONYA
30 Kasım 2007 – 02 Aralık 2007
NEYZEN, DR. SÜLEYMAN ERGUNER’DEN MEVLANA VE MEVLEVİLİK SOHBETLERİ, NEY VE MEVLEVİ MÜZİĞİ DİNLETİLERİ
"SÜLEYMAN ERGUNER NEY ATÖLYESİ VE MEVLANA TOPLULUĞU"NDAN MEVLEVİ “SEMA” TÖRENİ
KÜTAHYA-AFYON-KARAMAN MEVLEVİHANELERİ VE KONYA “MEVLANA TÜRBESİ”, DİĞER TARİHİ VE MANEVİ MEKANLARIN ZİYARETLERİ
Bişnev in ney çün hikayet mikuned Ez cüdayiha şikayet miküned
“Dinle Neyi!..Yaradanından, vatanından ayrılığın şikayetini dile getiriyor.”
“Semâ, Aşka (yaratana) kavuşmak, buluşmak sultanlığı için, perdeleri kaldırıp içeriye girmek devleti için can elbisesidir” (Mevlana)
Bu gezimiz, turistik amaçlı değildir. Unesco’nun ilan ettiği “MEVLANA’nın 800. Doğum Yılı” münasebetiyle, detaylı ve farklı içeriğiyle ülkemizde bugüne kadar ilk defa düşünülmüş ve hazırlanmış bir “GÖNÜL YOLCULUĞU” dur.
SÜLEYMAN ERGUNER “MEVLANA ve NEY” YOLCULUĞU; mevlevihanelere, “ney ve sema”ya, Mevlana’ya yapılacak “GÖNÜL YOLCULUĞU” dur.
30.11.2007 Cuma İSTANBUL - KÜTAHYA - AFYONKARAHİSAR
Sabah 07:30 özel otobüslerimizle İstanbul’dan hareketle İzmit-Bilecik-Pamukova-Bozhöyük üzerinden Kütahya’ya varış. Öğlen yemeğimizde Kütahya’nın geleneksel yemeklerini tadıyoruz. Tüm Anadolu Şehirleri gibi şaşırtıcı bir çok özelliği ve güzellikleri bulunan bu eski Osmanlı şehrini tanımaya, ünlü Germian Sokağı’nı gezerek başlıyoruz. Ardından Börekçiler Mahallesi’nde, Dönenler Meydanı’nın güneybatısında, Ulu Cami’nin doğusunda bulunan KÜTAHYA MEVLEVİHANESİ (günümüzdeki adıyla DÖNENLER CAMİİ) ’ni ziyaret edeceğiz. Konya ve Afyonkarahisar mevlevihanelerinden sonra Mevlevi kültürünün önemli merkezlerinden biri olan bu mevlevihane, ilk postnişini(şeyhi) Celaleddin Ergun Çelebi’den ötürü Erguniye Dergâhı, Ergun Çelebi Zaviyesi, Zaviye-i Erguniye isimleri ile de tanınmaktadır.
Daha sonra, otobüslerimizle Afyon’a hareket ediyoruz. Akşam, otelimize yerleşme ve yemeğin ardından, Neyzen, Dr. Süleyman ERGUNER, “MEVLANA VE MEVLEVİLİK SOHBETİ (1)” ve “NEY DİNLETİSİ ” gerçekleştiriyor.
01.12.2007 Cumartesi (1) AFYONKARAHİSAR - KARAMAN - KONYA
Kahvaltının ardından, AFYONKARAHİSAR MEVLEVİHANESİ’ni ziyaret ediyoruz. 1316 yılında Mevlana’nın torunu ve Sultan Veled’in oğlu Ulu Arif Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Geçirdiği yangınlar sonucu onarılan Mevlevihane’nin ilk inşa yılı 1710 olarak kayıtlara geçmiştir. 1844’de Sultan Abdülmecit tarafından yenilenen yapı, 1905’te de Sultan II.Abdülhamit tarafından onarılmış ve minaresi eklenmiştir. Mevlevi kültüründe Afyon Mevlevihanesi, Konya dergâhından sonra önem sırasına göre 1. sırada gelmekte idi. Burada, Mevlana’nın torunlarından Aba Puş-i Veli, Sultan-ı Divani Mehmet Semai Çelebi gibi Mevlevi büyükleri bulunmaktadır. Ardından otobüslerimizle Konya üzerinden Karaman’a hareket ediyoruz.
Karaman, Mevlana'nın hayatında acıların, üzüntülerin ve sevinçlerin içiçe yaşandığı bir yer olmuştur. Yedi yıllık önemli bir yaşam süresi içinde burada evlenmiş; annesini ve ağabeyini burada kaybetmiş, iki çocuğu da burada doğmuştur. Sevdiği insanlar, Karaman'ın bağrında yatmaktadır. Her yıl binlerce insan, onların türbelerini ziyaret etmek için Karaman'a gelmektedir. Hz. Mevlana, Konyalının gönlünde ne kadar Konyalı ise; Karamanlının gönlünde de o kadar Karamanlıdır. Karaman halkı, yüzyıllar öncesinde O'na sahip çıkmış, ev sahipliği yapmış, sevgi ve saygı göstermiştir.
Aktekke Cami ( Mader -i Mevlana Cami): İl merkezinde Karamanoğlu devrinde, tamamen kesme taş kullanılarak yapılmış, büyük tek kubbeli ve yüksek minareli camidir. Caminin içinde sol tarafta ayrılmış bölümde de Hz . Mevlana'nın annesi Mümine Hatun, torunlarına ve diğer yakınlarına ait sandukalar bulunmaktadır.
01.12.2007 Cumartesi (2) KARAMAN - KONYA
Daha sonra Konya’ya geliyor ve otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeğini takiben, Neyzen, Dr. Süleyman ERGUNER’den “MEVLANA ve MEVLEVİLİK SOHBETİ (2)” ve “Süleyman ERGUNER NEY ATÖLYESİ ve MEVLANA TOPLULUĞU”ndan MEVLEVİ “SEMA” TÖRENİ.
02.12.2007 Pazar KONYA - İSTANBUL
Sabah kahvaltımızın ardından hareketle Konya gezimize başlıyoruz. İlk olarak ŞEMS-i TEBRİZİ TÜRBESİ’ni ve ardından eski adıyla KONYA MEVLEVİHANESİ’ni yani HZ.MEVLANA TÜRBESİ’ni ziyaret ediyoruz. Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı'nın yeri, Selçuklu Sarayı'nın “Gül Bahçesi” iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna'nın babası Sultânü'l-Ulemâ Bâhaeddin Veled'e hediye edilmiştir. Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 tarihinde göçünce/vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesine yapılan ilk defindir.
Sultânü'l-Ulemâ'nın göçmesinden sonra kendisini sevenler Mevlâna'ya müracaat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlâna "Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur" diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında göçünce, Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled, Mevlâna'nın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. "Kubbe-i Hadra" (Yeşil Kubbe) denilen türbe dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin'e yaptırılmıştır. Bu tarihten sonra inşaî faaliyetler hiç bitmemiş 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir.
Mevlevî Dergâhı ve Türbe, 1926 yılında "Konya Âsâr-ı Âtîka Müzesi" adı altında müze olarak hizmete başlamıştır.1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve müzenin adı "Mevlâna Müzesi" olarak değiştirilmiştir. Müze alanı bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulaşmıştır. Müzenin avlusuna "Dervîşân Kapısı" ndan girilir. Avlunun kuzey ve batı yönü boyunca derviş hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, matbah ve Hürrem Paşa Türbesi'nden sonra, Üçler Mezarlığı'na açılan Hâmûşân (Susmuşlar) Kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa türbeleri yanında semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır.
Alaaddin Camii, İnce Minareli Medrese, Karatay Medresesi (dışarıdan) gezilerinin ve öğle yemeğinin ardından İstanbul’a doğru dönüş yolculuğumuza başlıyoruz.
Bu gezimiz turistik amaçlı değildir. Unesco’nun ilan ettiği “MEVLANA’nın 800. Doğum Yılı” münasebetiyle, detaylı ve farklı içeriğiyle ülkemizde bugüne kadar ilk defa düşünülmüş - hazırlanmış bir “gönül yolculuğu” dur.
Bu bağlamda, Süleyman Erguner Hocamızın ve değerli arkadaşlarının varlığı ve sizlerin de katılımı ile gerçekleştireceğimiz dinletiler, sohbetler, Mevlevi Töreni ve ziyaretler, gezimizin en önemli ve manevi anlarını oluşturacaktır.
· Organizasyonumuz T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı A grubu işletme belgesine sahip T.İ.T Seyahat Acentesi tarafından gerçekleştirilmektedir (Belge No A 3000)
|
| |||||||